|
Sn Kenan Oktay'a içten tesekkürlerimle,
Kendini Bil
Kendini Bil Ünlü filozof Sokratesin insanın kendini aramasında büyük rol oynayan deyişine geçmeden önce Sokrates hakkındaki bilgilerimizi tazelemek istiyorum. Bilindigi gibi Sokrates I.Ö. 469-399 yılları arasında yasamıstır. Sokratesin ögretilerini, yasamı boyunca yazılı bir eser bırakmadıgından hakkındaki bilgilere ögrencileri Platon ve Ksenephon'un yapitlari ile ulasabiliyoruz. Dönemindeki sofistlerin tam karsıtlarında yer alan Sokrates'e göre varsayimlardan yola çikarak bilgili olduklarını sanan insanlar yanılgı içindedirler.Hiçbir sey bilmedikleri gibi bilgisiz olduklarının da farkinda olmadıklarını savunur. Bilgiye ulaşmak için kişinin önce kendisini bilmesi gerekir. Sokrates'in "bir şey biliyorsam o da hiçbir şey bilmediğimdir" sözü de döneminin sofist bilgi anlayışına bir tepkidir. Sokrates'e göre gerçeğe sadece akıl yolu ile ulaşılabilir. Gerçege ulaşmak için izledigi ilk yol alay (ironie) ikincisi diyalog (maiutike) dir. ileri sürülen düşünce ve kavramları alaylı bir dil kullanarak sorgulayıp bunların ne denli yetersiz ve tutarsız oldugunu göstermeyi amaçlar. Burada kişinin bütün saplantılarından, önyargılarından kurtulması ve bireyselden evrensele dogru ilerleyerek sadece akıl ile kavranabilen bilgiye yani tümelin bilgisine ulaşmayı hedefler.Akla dayanan bilgi anlayışı herkeste ortak olan doğruda birleşir. Gerçekte Sokrates'in bu tutumuyla kavramlari sorgulayip tartışarak insanların düşüncelerini berraklaştırmayı böylece kendilerini tanımalarını ve ortak degerlere ulasabileceklerini savunur.Yasam ve dünya hakkinda hiçbir sey bilmedigini düşünen ve bundan rahatsızlık duyan Sokrates insan mantıgına güveni açısından Akılcıdır. Her türlü haksızlık ve otoriteyi eleştirerek toplumda erki elinde tutanlari döneminde savunmaya yöneltmiştir. Ona göre dogru ile yanlışı ayirmak toplumun degil bireyin kafasında yatar. Sokrates "kendini bil" deyisiyle; kendi içinde yolculuk yap, vicdanın ne diyorsa onu öne çıkar, dünyaya bilinçli bakmanın yolu bu iç yolculuktan geçer demektedir.Bu durumda içsel yolculuga çikabilmenin ön şartı uygun sorularla zaten içimizde var olan bilgileri diyaloglarla (maieutike) ortaya çıkarmak ve dogruya ulasmaktır.
|
|
UMUT
Umut geleceğini düşünen ve daha iyi şeyler hayal eden kişilerde oluşur.Karamsarlık depresyon , korku ve endişe gibi duygularla mücadele için gereklidir.Umudun üç bileşeni vardır; umut eden BİREY , geleceği düşünme BEKLENTİ ve ARZULANAN OLAY yada nesne. Umut eden bireyler ,umudun yoğunluğuna göre değişiklik gösterir.Olayın tehlikelerine kişilerin duyarlılığına göre umut yoğunluğunda değişiklik görülebilir.Bazı kişiler umuda çok bağlı olurlar buda yalancı umut gelişme riskini arttırır. Beklenti faktörü ise zaman ve zorluk birimleri ile değerlendirilir.Arzulanan olayın gerçekleşme ihtimali olsa dahi ,birey isteğinin gerçekleşmesinin çok zor olduğuna inanıyorsa yada gelecekteki durumunu hayal edemiyorsa beklentisi de düşük olacaktır.Umudun etkili olabilmesi için hem entelektüel hem de duygusal beklentilerin olması gerekir. Arzulanan nesne ise umudun en somut bileşenidir ve direkt olarak ifade edilir.Umudun gücü arzulanan nesne veya olayın anlamına bağlıdır.Eğer umut endişe ve depresyon nedeniyle göz ardı edilirse yok olur.Umut, korku ,karamsarlık ve incinme endişesinin giderilmesinde yararlıdır.Bütün bireylerde enerji ve cesareti arttırarak zor amaçların gerçeklenmesini sağlar.Umut eksikliği (ümitsizlik) olumlu sonuç düşünememe ile karakterize olan bir keder tablosudur.Ümitsizlik içinde olan kişiler kesin kararlar alamazlar , başkalarıyla ilişki kurmakta zorlanırlar ve hayattan zevk almazlar.Bu kişiler hayattan elini ayağını çekmiş kişiler olarak tanımlanırlar.Umut beklenti yoluyla kişilerin geleceği düşünmekteki eksikliğini giderir ve yeni bir dünya yaratmalarına yardımcı olur.Oluşan haz duygusu karamsarlığı ortadan kaldırır. 25/10/2001
|
|
|
|
|
|
|
|
E-mail
hermeticatr@yahoo.com |